Unutmanın Labirenti
Ya unutmak bir kurtuluş değil, içine hapsolduğun bir labirentse? Eski bir defter, kurumamış mürekkeple yazılmış gizemli bir uyarı ve hatırlanmayan bir geçmiş… Kendi el yazısıyla bırakılmış bir mesaj, yıllardır saklı kalan bir sırrın kapısını aralar: “Bu satırı okuyorsan, yine beni unutmayı seçtin.” Ancak unutulan yalnızca bir anı değildir. Evin koridorları değişmeye, fotoğraflardaki yüzler silinmeye ve geçmişle gerçeklik arasındaki sınırlar çözülmeye başladığında, hafızasının derinliklerinde kendisini bekleyen bir şey olduğunu fark eder. Her kırk iki saatte bir yeniden başlayan unutma döngüsü, onu yıllar önce verdiği korkunç bir kararla yüzleşmeye zorlayacaktır. Çünkü bazı anılar unutulmak için değil, bir şeyleri içeride tutmak için saklanmıştır. Ve bazen hatırlamak, unutmanın kendisinden çok daha tehlikelidir. Unutmanın Labirenti, hafızanın karanlık dehlizlerinde kaybolan bir zihnin; korku, suçluluk, kayıp ve bastırılmış gerçeklerle yüzleşmesini anlatan psikolojik gerilim ve doğaüstü gizem hikâyesi. Peki ya senin unuttuğun biri, seni hâlâ hatırlıyorsa?
Yazar: Ümit Can Başköy
Kategoriler: psikolojik-kurgu, hafiza-kurgusu, kimlik-kurgusu